Twitter Facebook
Untitled Document
Şubat ayında Moviemax Stars’da Bugsy, Great Expectations ve The Fisher King gibi 90’lı yılların önemli örnekleri var.  Bu filmleri fırsat bilerek 90’lı yılları kısaca masaya yatırabiliriz. Bakalım bu on yıllık süreçte dünyada ve ülkemizde sinema adına neler öne çıkmış...

Amerikan Sineması’nda 90’lı yıllar denildiği zaman öncelikle Amerikan Bağımsız Sineması gerçeğiyle karşılaşıyoruz. 80’li yıllardaki yeraltı ruhu doksanlı yıllarda alternatifliğini kaybetmeden bağımsız sinema çatısı altında yer üstüne çıktı. Miramax, Lion's Gate, ve New Line gibi bağımsız sinemaya önem veren yapım şirketleri kuruldu; hatta büyük stüdyolar bile küçük bütçeli filmler üretecekleri bağımsız ruhlu yan şirketler kurdular.
 
 

1992 yılında Reservoir Dogs'un ortaya çıkışı da bağımsız sinemanın popülerleşmesi, dünyanın bağımsız ruhlu yönetmenleri ciddiye almaya başlaması anlamında tarihi bir öneme sahiptir. Quentin Tarantino, Hollywood’a alternatif bir sinemayı b-movie’lerden yola çıkarak hazırlamakla kalmadı, doksanlı yıllar boyunca pek çok genç yönetmene de ilham verdi.

Hollywood ise ‘büyük abi’ olduğunu özellikle iki alanda ispat etti. CGI teknolojisinin gelişimine paralel olarak aksiyon sinemasında teknolojik bir devrim yaşandı. Animasyon ise çocuklara dönük bir 2. Lig türü olmaktan çıkarak 1. Lige yükseldi ve gerçek filmlerle yarışır duruma geldi.
Hem bağımsız sinemanın hem de sinema teknolojilerinin etkisini taşıyan iki önemli film doksanların sonuna damgasını vurdu ve iki binli yılları resmen açtı: Matrix ve Fight Club. Tepeden tırnağa kapkaranlık ve cool filmlerdi, içerikleriyle de dönemin ruhunu yansıttılar.

Türk Sineması’nda Yeşilçam sonrası: Tabutta şık rövaşatalar
Bugün yurt dışında önemli ödüller kazanan yönetmenleri bir çatı altında buluşturan yeni Türk sinemasının önemli ipuçlarını 90’lı yıllarda almaya başladık. 1996 yılında özellikle genç kuşağı sinemamıza yaklaştıracak olan mucize gibi bir film geldi. Yönetmen Derviş Zaim, Amerikan Bağımsız Sineması’nın önemli örneklerini hatırlatan Tabutta Rövaşata ile tüm dikkatleri üzerinde topladı.

Yenilikçi bir denemeydi bu. Nuri Bilge Ceylan ise sinemasının ilk önemli adımları olan Koza ve Kasaba’yı bu dönemde çekti. Türk Sineması’nda değişim doksanlı yıllarda, mucize gibi kabul edilecek filmlerle başladı.

 
Dünya sinemasında
öne çıkan filmler:
Amerikan sinemasında
öne çıkan filmler
Trois Couleurs: Rouge:
Kieslowski’nin üç renk üçlemesi insanı
kendine aşık eder; ince, zarif ve olgun.
Eyes Wide Shut:
Kubrick’in son filmi… Değeri yıllar geçince
daha iyi anlaşıldı.
Breaking the Waves:
Lars Von Trier’nin kadın temalı filmlerinin
belki de en etkileyici olanı.
The Ice Storm:
70’lerin tartışmalı cinsel özgürlüğünü
eleştiren bir başyapıt!
Naked:
İngiliz sinemasından 90’lı yılları özetleyen
sert, aksi ve çok önemli bir film.
Being John Malkovich:
O kadar zekice ki, filmin zekası
karşısında saygı duymamak zor!
Underground:
Kusturica’dan hüzün, eğlence ve sinema aşkı.
Safe:
Temizlik saplantısının feci sonuçları üzerine…
Trainspotting:
Belki de 90’ların en iyi İngiliz filmi, dibe vuran
bağımlılar, çarpıcı müzikler.
Pulp Fiction:
Tarantino’nun zekice bir kurguyla
bağladığı kolaj filmlerinin öncüsü.
The Crying Game:
Çarpıcı son arayanlara unutulmaz bir film.
Ed Wood:
Depp yönetmen Ed Wood rolünde harikadır!
Europa:
Trier’den halüsinasyon gibi,
dahice bir film.
Barton Fink:
Gerçek bir atmosfer filmi. Coen’ler
yönetmense, diğerleri ne?
Chungking Express:
Aşk, bu kadar cool, stilize ve çekik gözlü olmadı.
The Truman Show:
Ders gibi izlenmesi gereken bir film.
Leon:
O nasıl bir ikilidir, o nasıl müziklerdir!
Se7en:
David Fincher, seri katil konulu polisiyelerin
çıtasını çok yükseltti.
Lock, Stock and Two Smoking Barrels:
İngilizler suçu son derece cool anlatır!
Fight Club:
90’lı yılları kapatan çok önemli bir film.
 
Yazı : Serdar Kökçeoğlu
Tasarım : Dinçer Tuğmaner
Diğer sinema yazıları için tıklayın.