Şubat ayında Moviemax Stars’da Bugsy, Great Expectations ve The Fisher King gibi 90’lı yılların önemli örnekleri var. Bu filmleri fırsat bilerek 90’lı yılları kısaca masaya yatırabiliriz. Bakalım bu on yıllık süreçte dünyada ve ülkemizde sinema adına neler öne çıkmış...
Amerikan Sineması’nda 90’lı yıllar denildiği zaman öncelikle Amerikan Bağımsız Sineması gerçeğiyle karşılaşıyoruz. 80’li yıllardaki yeraltı ruhu doksanlı yıllarda alternatifliğini kaybetmeden bağımsız sinema çatısı altında yer üstüne çıktı. Miramax, Lion's Gate, ve New Line gibi bağımsız sinemaya önem veren yapım şirketleri kuruldu; hatta büyük stüdyolar bile küçük bütçeli filmler üretecekleri bağımsız ruhlu yan şirketler kurdular.
| |
 |
| |
1992 yılında Reservoir Dogs'un ortaya çıkışı da bağımsız sinemanın popülerleşmesi, dünyanın bağımsız ruhlu yönetmenleri ciddiye almaya başlaması anlamında tarihi bir öneme sahiptir. Quentin Tarantino, Hollywood’a alternatif bir sinemayı b-movie’lerden yola çıkarak hazırlamakla kalmadı, doksanlı yıllar boyunca pek çok genç yönetmene de ilham verdi.
Hollywood ise ‘büyük abi’ olduğunu özellikle iki alanda ispat etti. CGI teknolojisinin gelişimine paralel olarak aksiyon sinemasında teknolojik bir devrim yaşandı. Animasyon ise çocuklara dönük bir 2. Lig türü olmaktan çıkarak 1. Lige yükseldi ve gerçek filmlerle yarışır duruma geldi.
Hem bağımsız sinemanın hem de sinema teknolojilerinin etkisini taşıyan iki önemli film doksanların sonuna damgasını vurdu ve iki binli yılları resmen açtı: Matrix ve Fight Club. Tepeden tırnağa kapkaranlık ve cool filmlerdi, içerikleriyle de dönemin ruhunu yansıttılar.
Türk Sineması’nda Yeşilçam sonrası: Tabutta şık rövaşatalar
Bugün yurt dışında önemli ödüller kazanan yönetmenleri bir çatı altında buluşturan yeni Türk sinemasının önemli ipuçlarını 90’lı yıllarda almaya başladık. 1996 yılında özellikle genç kuşağı sinemamıza yaklaştıracak olan mucize gibi bir film geldi. Yönetmen Derviş Zaim, Amerikan Bağımsız Sineması’nın önemli örneklerini hatırlatan Tabutta Rövaşata ile tüm dikkatleri üzerinde topladı.
Yenilikçi bir denemeydi bu. Nuri Bilge Ceylan ise sinemasının ilk önemli adımları olan Koza ve Kasaba’yı bu dönemde çekti. Türk Sineması’nda değişim doksanlı yıllarda, mucize gibi kabul edilecek filmlerle başladı.
|