
SİYAD Sinema
Yazarları Derneği olarak, İstanbul Film Festivali için ‘En İyi İlk
Filmler’ diye bir program önermiş ve sinemacıların ilk filmleri
arasından en iyileri seçmiştik. Ben, Coen Kardeşler’in Blood Simple
filmini tutkulu bir şekilde sevdiğim için bu filme yüksek not vermiştim;
haliyle filmi sunma işi de bana kaldı.
Coen Kardeşler ilk filmlerini
1984 yılında çekmişlerdi ve bu film bir ilk filmden beklenmeyecek türde
bir ustalık gösterisiydi. Ben hayli heyecanlı başladığım ve keyifle
noktaladığım konuşmamda, bu filmin mucizevi bir oyun olduğundan
bahsetmiştim. Aslında hikâye, seksenlerde popüler olan tv filmlerinden
fırlamış gibiydi. Bir tv filminde karşımıza çıkabilecek türde, ortalama
bir suç hikâyesi.
Ama Coen’ler bu hikâyeyi öyle bir çekmişler ki, bazı
sahneler ders niyetine izlenebilir. İçinde kimi gizli kimi açık ustalık
gösterileri ve müthiş bir sinema aşkı gizlidir. Haydi şimdi biraz
zamanda yolculuk yapalım, birbirine benzemeyen iki kardeşin çocukluğuna
uzanalım…
FİLMCİLİK OYNAYAN ÇOCUKLAR
60’lı yılların başına
gidelim, St. Louis Park, Minnesota’da iyi döşenmiş bir eve… Minnesota’da
ekonomist olan baba evde değil. Sanat tarihçisi olan anne hızlı
adımlarla evine yaklaşıyor ve geniş bahçeyi geçip eve giriyor. Kapıyı
açar açmaz, iki oğlunun salonda yerde oturduklarını görüyor. Bir sorun
yok, çocuklar her zaman olduğu gibi oyuncaklarının arasına gömülmüşler.
Anne bir kez daha dikkatli bir şekilde çocukların arasındaki uyumu
izliyor, oyuncaklardan nasıl bir film dekoru yarattıklarını ve
aralarındaki iş bölümünü izliyor.
Joel oyuncakları oynatırken, Ethan
sonraki sahneleri düşünüyor. Sıradan oyuncaklarla doğaçlama hikâyeler
yaratıyorlar! Zaman zaman kavga ediyorlar tabii ama bu daha çok yaratıcı
konularda ortaya çıkıyor. Joel biriktirdiği paralarla sinemacılık
yönünde önemli bir adım atıyor ve Super 8 kamera satın alıyor. Çılgın
bir hayal gücüne ve dudak ısırtan bir sinema sevgisine sahip olan
kardeşler, mahalleden arkadaşlarıyla ilk kısa filmlerini çekmeye
başlıyor.
Eğitim hayatı söz konusu olduğunda kardeşlerin yönü
ayrılmaya başlar. Kardeşleri birbirine bağlayan sinemacılık aşkını
eğitime taşıyan Joel olur ve New York University’de 4 yıllık bir sinema
programına katılır. Küçük yaşlarda Super 8 kamerayı elinden bırakmadığı
için, fazla zorlanmadan otuz dakikalık bir tez filmi çeker. Ethan ise
okul yıllarını felsefe kitaplarıyla geçirecek ve Princeton
University’de, felsefe bölümünden mezun olacaktır.

Tez konusunun, tüm
zamanların en zor anlaşılan, en eksantrik düşünürlerinden biri olan
Wittgenstein olduğunu hatırlatalım. Joel mezun olduktan sonra, pek çok
sinema mezunu gibi sektörde çalışmaya başlar. Başlarda prodüksiyon
asistanı olarak çalışsa da, prodüksiyon aşamalarından en çok kurguculuğa
ilgi duyar. Bu esnada gelecekte korku ustası olarak anılacak,
Spider-Man filmlerinin de mimarı Sam Raimi ile tanışır. Sam Raimi’nin
kafasında oldukça çılgın bir proje vardır. Genç sinemacı, 1978 yılında
çektiği Within the Woods isimli kısa filmin uzun versiyonunu çekmek
istemektedir. The Evil Dead isimli bu proje, genç ve amatör bir ekip
tarafından çekilmesine rağmen, ileride tüm zamanların en korkunç
filmlerinden biri olarak kabul edecektir. Filmin kurgu masasındaki
isimlerden birinin Joel Coen olduğunu hatırlatalım!
COEN KARDEŞLER EFSANESİNİN DOĞUŞU
Joel
ufak ufak filmlere katkıda bulunurken, Ethan da felsefi düşünmeyi seven
bir adam olarak sinemaya farklı bakan fikirler üretiyordu. 1984
yılında, evlerinin salonunda oyuncaklar arasında başlayan ortaklıklarını
gerçek bir sinema filmiyle profesyonel alana taşımaya karar verdiler.
Blood Simple’ı beraber yazarlar ama prodüksiyon aşamasında Joel yönetmen
koltuğuna, Ethan ise yapımcı koltuğuna oturur. Aslında bu sadece
şematik bir ayrımdır ve koltukları gayet yan yanadır.
Teksas’ta bir bar
sahibinin eşiyle gizli aşkının ilişkisini öğrenmek için özel dedektif
tutmasını anlatan film, Coen’lerin daha ilk filmle ‘Coen’ler Sineması’nı
ortaya koymalarını sağlar. Hikâye görünüşte son dere klasik hatta
sıradandır. Ama detaylarda öyle farklı kıvrımlar vardır ki, Coen’ler bi
yandan suç türünün ustalarına şapka çıkartırken, bir yandan da neo-noir
türünü başka bir şeye dönüştürürler. Yönetmenlik becerisi ise üst
düzeydedir. Bir ilk film olarak mucizevi bir olgunluktadır yapım.
Kardeşler bu film sayesinde adlarını festival çevrelerinde duyururlar.
İkinci filmleri olan Raising Arizona ise efsanenin doğuşunu simgeleyen
film olacaktır.
1987 tarihli film, görünüşte basit bir kaçırma
girişiminin kontrolden çıkması gibi gözükmektedir. Ama yönetmenler gene
türün klişelerini inanılmaz detaylarla süsleyerek farklarını ortaya
koyarlar. Coen Kardeşler, şimdilik son filmleri olan True Girit’le
beraber yirmiye yakın film çektiler. Onların sineması, içinde suç ve
mizah olan benzersiz bir sinema. Gerçekçi suç hikâyeleri anlatırken,
gerçekçi kahramanlar yarattılar ve bu gerçek, elle tutulu kahramanların
insanı komikliklerini ve acayipliklerini ciddiye aldılar. Bu dürtü
onların klişelerin arasından sıyrılıp kendi yollarını bulmalarını
sağladı. Blood Simple’dan beri takipteyiz.
Serdar Kökçeoğlu
TRUE GRIT
Moviemax Premier HD
19 Şubat Pazar 21.00
“Thor”un mitolojik öyküsü, kahramanın neden sinema için biçilmiş kaftan olduğunu gösteriyor.
DETAY >Bir atın gözünden savaşın anlatıldığı filmde güzel bir dostluk hikayesi sizi bekliyor...
DETAY >Moviemax Stars HD’de izleyeceğiniz Freedomland farklı olay örgüsüyle sizi içine çekecek...
DETAY >Moviemax Stars HD’de izleyeceğimiz Hollow Man üzerinden görünmezliğe dair fikir cimnastiği yaptık...
DETAY >Almanya'yı daha iyi anlamak için bu kısa fiilmleri mutlaka izleyin!
DETAY >Matt Damon, Marion Cotilllard, Kate Winslet, Jude Law ve Gwyneth Paltrow Contagion'da!
DETAY >