Twitter Facebook

Eğrisiyle doğrusuyla Marilyn Monroe

Marilyn Monroe öylesine görkemli bir güzellikti ki, etrafa saçtığı ışıltı onunla ilgili birçok şehir efsanesini de beraberinde doğurmuştu.Eğrisiyle doğrusuyla Marilyn Monroe

Marilyn Monroe, 5 Ağustos 1962’de ölü bulunduğunda Hollywood semalarında o güne kadarki en büyük yıldızlardan biri kaymış olsa gerek. Sadece yaşamıyla değil, ölümüyle de herkesin ilgi odağı olmayı başarmıştı. Bugün hâlâ üzerindeki şüpheli perdenin aralanamadığı gizemli bir ölümdü bu.

Yoksul bir çocukluktan varsıl bir yetişkinliğe doğru çıktığı yolculukta Marilyn Monroe hep sevgi aradı ama sevgisizlik buldu, saygı aradı ama saygısızlık buldu. Hollywood tarihi şöhrete rağmen mutsuzluğa sığınan kadınların tarihidir aynı zamanda, lakin bunların başında hiç kuşku yok ki 36 yıllık kısa ömrüne büyük bir hüzün sığdıran, mazisinde ucu bucağı olmayan bir melankoli barındıran Marilyn Monroe gelir. MM aynı zamanda hakkında en çok şehir efsanesi ve dedikodu üretilmiş film yıldızlarından biridir. Ölümünün ardındaki gizli servis şüphesinden tutun da her ayağında altışar parmağı olduğuna dek çeşitlilik arz eden efsanelerdir bunlar.

İnsanlık tarihinin en ihtişamlı güzelliklerinden biri olan Marilyn Monroe’yla ilgili kimi gerçekleri bir araya toplayalım istedik. Kimini bildiğiniz, kimini ilk kez burada okuyacağınız, kimi önemli, kimi önemsiz gerçekler bunlar… Ama gerçekler!

GENEL BİLGİLER
1 Haziran 1926’da doğan Marilyn’in gerçek adı Norma Jeane Mortenson’du. Kilosu hayatı boyunca çok değişmediği için, vücut ölçüleri stüdyonun verdiği bilgilere göre 94-58-91, terzisinin iddiasına göre 89-56-89’du. Saçları sarı değil kahverengi, gözleri maviydi. Boyu 1,67, kilosu 53,5 civarındaydı. Ayak numarası ise 38-39’du. Her iki ayağında elbette beşer parmağı vardı. Favori renkleri bej, siyah, beyaz ve kırmızı, favori parfümü Chanel No. 5, favori içkisi Dom Perignon 1953, favori aktörleri Clark Gable, Marlon Brando, Charlie Chaplin, favori aktrisleri Greta Grabo, Jean Harlow, Ginger Rogers, Marie Dressler, Joan Crawford ve Olivia de Havilland’dı…

SANAT MERAKI

Onunla ilgili az bilinen şeylerden biri de sanata, özellikle resme merakıydı. Marilyn Monroe, 1951’de geceleri UCLA’de temel sanat bilgileri ve sanat tarihine giriş dersleri almıştı. Hollywood’daki dairesinde Durer, Fra Angelico ve Leonardo da Vinci’nin eserlerinin röprodüksiyonları vardı. New York’taki dairesinde ise Antik Mısır Kraliçesi Nefertiti’nin bir büstü duruyordu. New York’taki bir başka dairesinin girişine Toulouse-Lautrec’in bir eserini koymuştu. Aynı dairenin içinde William Zorach’ın büyük, çıplak, siyah bir metal heykeli vardı. 1955’te gazeteci Earl Wilson’a verdiği bir söyleşide Goya’nın eserlerinin koyu bir hayranı olduğunu söylemiştir. Sonradan Picasso ve El Greco’nun tabloları da ilgi alanına girdi. Ayrıca Rodin’in kimi heykelleri de evlerinin nadide köşelerini süslüyordu.

ÖDÜLLERİ
Marilyn kariyeri boyunca bir kez bile Oscar’a aday gösterilmedi. Amerikan sinemasının oyunculuk namına en önemli ikinci ödülü sayılabilecek Altın Küre’de ise 1960 yılında “Some Like It Hot”la Müzikal veya Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu seçildi. Bunun kariyerinin en büyük ödülü olduğunu söyleyebiliriz. İtalyanlar 1958’de ulusal ödülleri David di Donatello’da “The Prince and the Showgirl”deki performansıyla en iyi yabancı kadın oyuncu ödülüne layık gördüler onu. Aynı filmle Fransızlar da onu Kristal Yıldız Ödülleri’nde en iyi yabancı kadın oyuncu seçtiler. İngilizler de BAFTA’da önce “The Seven Year Itch”le, sonra da “The Prince and the Showgirl”le en iyi yabancı kadın oyuncu dalında Monroe’yu aday gösterme lütfunda bulundular.

GÜZELLİK SIRLARI
İlk kocası Jim Dougherty, Marilyn’in yüzünü her yıkayışında tam 15 kez duruladığını söylemiştir bir keresinde. Seksi yıldız zaman zaman yüzüne vazelin, yüz ve hormon kremleri sürerdi. Makyajsız olduğunda yüzüne doğal nemlendirici olarak lanolin veya zeytinyağı uygulardı. Ara sıra, masörü Ralph Roberts tarafından hazırlanan ve içine bir miktar Chanel No. 5 atılan buzlu banyolar yapardı. 1962’de fotoğrafçı Bert Stern’e daima Nivea Cilt Nemlendirme Losyonu kullandığını söylemişti. 1948’te “Ladies of the Chorus”un çekimlerine başlamadan evvel kozmetik cerrahi uzmanı ortodontist Dr. Walter Taylor hafiften dışarı çıkık olan ön dişlerini düzeltmişti. Ayrıntıları tam olarak bilinmese de, 1950 yılında burnunu ve çenesini düzelttirdiğine dair bir bilgi de kayıtlarda mevcut.

3+1 EVLİLİĞİ
36 yıllık ömrüne pek çok aşk sığdıran Marilyn, üç evlilik yaptı. Bunu söylerken, Ekim 1952’de Meksika’da Bob Slatzer’la yaptığı ve yalnızca birkaç gün süren evliliğini saymıyoruz çünkü nikah kıydıklarına dair herhangi bir resmi belge bulunmuyor. İlk kocası Jim Dougherty, Marilyn’in gençlik aşkıydı. Tanıştıklarında Monroe 15, Dougherty 20’sindeydi. Bir yıl sonra evlendiler. Dougherty’nin askeriyeye girip denizaşırı görevlere gitmesi Monroe’yu ilişkilerinden soğuttu. Zaten o sıralar şöhret de yavaş yavaş geliyordu. Boşanma davasını Monroe açtı. 1942’de başlayan evlilikleri dört yıl sonra bitti.


İkinci evliliğini Ocak 1954’te beyzbolcu Joe DiMaggio’yla yaptı. Dokuz ay ömürlü evlilikleri DiMaggio’nun küstahlıkları ve maçolukları yüzünden son buldu. MM’in üçüncü ve en meşhur evliliği ünlü yazar Arthur Miller’la oldu. Haziran 1956’da evlendiler. Ocak 1961’de boşandılar. Yasak bir aşk olarak başlamıştı ilişkileri. Ara ara görüşmeye devam etmişlerdi. Tam bir zıtların birlikteliğiydi. “The Misfits”in senaryosunu Arthur Miller yazmıştı. Sette de birlikteydiler; ama çekimler ikisi için de iyi bir deneyim olmadı. Filmin galasından kısa süre önce boşandılar. Zaten 19 ay sonra Monroe ölü bulundu. Resmi açıklamalara göre aşırı doz uyuşturucudan öldü; ama Marilyn hayranları bu ölüme hep kuşkuyla yaklaştı.


MARILYN’DEN İNCİLER
Marilyn Monroe’nun ‘aptal sarışın’ olduğunu sanıyorsanız bir daha düşünün

“Akıllı bir kız sevmeden öpüşür, inanmadan dinler ve terk edilmeden terk eder.”

“Evlenmeden önce bir kadının bir erkeği elinde tutabilmek için sevişmesi gerekir. Evlendikten sonra ise sevişmek için elinde tutması…”

“Bencil, sabırsız, delibozuk olabilirim. Hatalar yapabilir, kontrolümü kaybedebilirim. Ama benim bu kötü yanımla
başedemiyorsanız, iyi yönümü kesinlikle hak etmiyorsunuz demektir.”

“Hollywood bir öpücüğünüze binlerce dolar, ruhunuza ise üç beş kuruş layık gören bir yer.”

“Yeryüzünde doğuştan sarışın tek bir insan modeli var: Albinolar…”

“Hiçbir şeyin nedensiz olmadığına inanıyorum. İnsanlar değişir ki, bırakıp gitmelerine izin veresiniz diye. İşler ters gider
ki, yolunda gittiğinde kıymetini bilesiniz diye. Yalanlara inanırsınız ki, sonunda kendinizden başka kimseye güvenmemeyi öğrenesiniz diye. Bazen işler yolunda gitmediğinde hayırlı şeyler kapıda olabilir.”

BURÇİN S. YALÇIN 

Güncelleme: 11:57 02 Aralık 2011 Cuma
DİĞER HABERLER
Şimdi Şirinler zamanı!
Şimdi Şirinler zamanı!

Şirinler New York'un curcunalı dünyasında buluyorlar kendilerini... 

DETAY >
Komşum bir vampir mi?
Komşum bir vampir mi?

Fright Night korku ve komedinin birleştiği sıra dışı bir vampir filmi!

DETAY >
Mitolojiden sinemaya Thor!
Mitolojiden sinemaya Thor!

“Thor”un mitolojik öyküsü, kahramanın neden sinema için biçilmiş kaftan olduğunu gösteriyor.

DETAY >
Spielberg`den War Horse!
Spielberg'den War Horse!

Bir atın gözünden savaşın anlatıldığı filmde güzel bir dostluk hikayesi sizi bekliyor...

DETAY >
Çocuğumu bulmadan asla!
Çocuğumu bulmadan asla!

Moviemax Stars HD’de izleyeceğiniz Freedomland farklı olay örgüsüyle sizi içine çekecek...

DETAY >
Görünmez olsanız ne yapardınız?
Görünmez olsanız ne yapardınız?

Moviemax Stars HD’de izleyeceğimiz Hollow Man üzerinden görünmezliğe dair fikir cimnastiği yaptık...

DETAY >
Yeni başlayanlar için Almanya!
Yeni başlayanlar için Almanya!

Almanya'yı daha iyi anlamak için bu kısa fiilmleri mutlaka izleyin!

DETAY >
Salgın Var!
Salgın Var!

Matt Damon, Marion Cotilllard, Kate Winslet, Jude Law ve Gwyneth Paltrow Contagion'da!

DETAY >
Tüm Haberler