
“Kosmos” ile Yeşilçam Ödülleri’nde En İyi Yönetmen seçilen Reha Erdem, bu ay üç filmiyle Turkmax’ta olacak.

Bugüne kadar festivalde gördükleriniz arasında aklınızdan çıkmayan filmler hangileri? Bu seneki favorilerinizi de merak ediyoruz tabii…
30 yıl boyunca sinemanın bütün renklerini ayağımıza getirdi festival. Bresson’dan Bergman’a, Bela Tarr’dan Gus Van Sant’e kadar. Birçoğu akıldan çıkabilecek gibi değil ki... Bu yıl en etkilendiğim film ise Bela Tarr’ın “Torino Atı” oldu.
Farklı türler, farklı sinemasal anlatımlar denemeyi seviyorsunuz. Bir sonraki filminizin nasıl bir film olacağını kestirmek güç ve bu durum merak uyandırıyor. Projeleriniz kafanızda nasıl şekilleniyor?
Projelerin kafamda nasıl şekillendiğini bilemiyorum ama kendi dertlerimi, sinemanın farklı elemanlarını farklı şekilde deneyerek açmaya çalışıyorum.
Son dönemde çok üretkensiniz ama bir ara sinemaya uzun bir ara verdiniz. Bu aranın sebebi neydi? Sizi yeniden kamera arkasına çeken ne oldu?
Ara zorunlu bir araydı ve ayağa kaldıramadığım bir proje nedeniyle oluştu; ama her bir ara başka bir harekete yol veriyor. O büyük boşluk olmasa belki şu an yaptıklarımı yapamıyor olacaktım.
Türk sineması son yıllarda çarpıcı başarılara imza atıyor. Siz de bu başarının bir parçasısınız. Bu önemli sıçrama nasıl gerçekleşti?
Bu durum gerçekten heyecan verici. Türk sineması dünya sineması içinde birbirinden farklı renkleriyle önemli bir yer edindi. Bunu yapan kuşak, yani benim kuşağım, büyük sinemanın geçmişi, bilgisini çağdaş sinema sevgisiyle birleştirebildi. Bu durumu yine bu kuşağın cesur ve bağımsız ruhuna bağlamalıyız.
Reklamcı sinemacılara karşı bizde bir önyargı vardı; fakat sizin filmleriniz bu önyargıyı ortadan kaldırdı. Reklam filmleri çekmek sinema yapmaya nasıl katkıda bulunur?
Önce şunu söyleyeyim, ben hiç reklamcı sinemacı olmadım. Sinemacıyım ve reklam filmleri çektim. Uzun uzun ‘sinemacı’ nedir ‘reklamcı’ nedir diye açmaya gerek yok sanırım... Çünkü sinemacı olmadan sinema yapılmaz, ama sinemacı olmadan rahatlıkla reklam filmi yapılabilir ki burada ya da dünyanın her yerinde de yapılıyor zaten... “Ben reklamcıyım sinema filmi çekeceğim” deyip yapanlar da var, ama genellikle bunlar film olamıyor ne yazık ki! Reklam filmleri yapmanın, kazandığınız parayı yapacağınız filme yatırmaktan başka bir katkısı olacağını düşünmüyorum açıkçası. Hatta çoğu örnekte zararı olduğunu da gördük. Reklam filmi, işlevi olan sansasyonel bir bant, sinema filmi ise anlamı olan emosyonel bir banttır.
Son yıllarda sinemacılar edebiyat eserlerindeki hikaye potansiyelini keşfetti ve daha çok uyarlama izlemeye başladık. Bundan iyi film olur dediğiniz kitaplar var mı? Okuduğunuz kitaplara ‘alıcı gözle’ bakar mısınız?
Edebiyat, tıpkı müzik, resim ve şiir gibi, sinemanın en büyük ilham kaynaklarından biridir. Benim de her filmimde bir değil onlarca kitaba yaslanma var ama ben bire bir adaptasyonun çok zenginleştirici olduğunu düşünmüyorum. Edebiyat sözlerle bulur ritmini, görsel kısmı zihnin özgürlüğüne bırakır, sinema ise bu sözleri görüntüye indirmeye çalıştığında hep yoksunlaştırır, zayıflatır diye düşünüyorum. Birtakım özel örnekler dışında, sinemada, ne dünyada ne de bizde, henüz iyi bir edebiyat uyarlaması hiç göremedim.
Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülleri ve filmleriniz hakkında yazılan olumlu yazıları düşününce; “Reha Erdem eleştirmenlerin favori yönetmenidir” diyebilir miyiz? Eleştirmenlerin ilgisini, desteğini neye bağlıyorsunuz?
Eleştirmenler sinemayla en çok haşır neşir olan ve ağırlıkla sinemayı ‘a priori’ bir sanat formatı içinde değerlendiren insanlar olduklarından, taraflarından beğenilmek beni çok cesaretlendiriyor. Tek söyleyebileceğim bu...
Reha Erdem bir belgesel çekseydi, nasıl bir belgesele imza atardı?
Sahte bir belgesele...
Sinema yapmak isteyen gençlere vereceğiniz ilk öğüt ne olur?
Sinemanın geçmişine meraklı olmak; edebiyata, müziğe, resme kısacası sanata ve düşünceye açık olmak ve fazla imkan beklemeden bol bol film çekmek, kendisi için deneyerek özgürce çekmek, çekerek anlamak, çekerek düşünmek...
“Kosmos”dan sonra nasıl bir Reha Erdem filmi izleyeceğiz?
Bu zamana kadar yaptıklarıma benzemeyen bir film diyelim.
Serdar Kökçeoğlu
Lig TV ve Digiturk hakkında kamuoyunda yanlış anlamaların önüne geçmek amacıyla bir açıklama yapma gereği duymuş bulunmaktayız.
DETAY >Digiturk, otomatik ödeme talimatı kampanyasına katılan bir üyemizin hayalini gerçekleştirdi.
DETAY >Digiturk kanallarından Dizimax HD, Dizimaxmore HD, Comedymax’te yayınlanan diziler televizyon dalında Altın Küre Ödüllerine aday
DETAY >Fransa Ligi yayını, 26 Kasım Cumartesi günü maçları ile birlikte Lig TV 2 ekranında!
DETAY >Martin Scorsese ve Terence Winter imzalı dönem draması Boardwalk Empire'ın merakla beklenen 2. sezonu başladı.
DETAY >The Vampire Diaries'in merakla beklenen üçüncü sezonuna bir yeni isim eklendi.
DETAY >